Platformlar:
PC PlayStation 2 PlayStation 3 XBOX XBOX 360 WII MMO
Ana sayfa Haberler Ekran dışı İncelemeler Rehber İlk bakış Tam çözüm Dosyalar Forum
En iyi oyun sitesi!
Ekran Dışı Yazar: brkyzr.ff

Görüntüleme: 1387
Ömer, kalbimizdesin...

Sanırım uzun bir yazı olacak bu. Beni rahatsız edecek her şeyi engellemem lazım; MSN, zil, dergiler…

Yukarı bakın. Gökyüzüne, insanların eskiden beri ulaşmak istediği yere. Ne kadar uzak sizce? Gökyüzü denilen o alanın bir sınırı var mı? Ya da bizim, sizin ve herkesin hayal dünyası gibi sınırsız bir meydan mı orası? Yaşam devam ederken, bir gün, veya her gün, canınız sıkılır, gökyüzüne bakma, havayı akciğerlerinize doldurma ihtiyacı hissedersiniz. Sonra anlarsınız ki, aslında bu sıkıntınızdan dolayı değil, sizi geçmişte bıraktığınız birinin izlemesindendir. Düşünürsünüz, çoğu zaman bulamazsınız kim olduğunu, ama bu kişi, sizi sürekli düşünmeye zorlar, sürekli yanınızda durur ve yaptıklarınızda sizin haberiniz olmadan destek çıkar.

Geçen senenin ocak 15’i gibiydi. Internet de dolaşırken “XOyun”  sitesinden bir arkadaşla tanışmıştım. İlk okuduğumda, o zaman da, şu anda da anlam veremediğim bir his yüzünden gülümsemiştim. Bir şeyler yapmaya çalışırken, en büyük dostlarımdan birisi olmuştu. Baş koyduğum yolda, en az benim kadar heyecanlı, en az benim kadar umutlu ve en az benim kadar çalışkan davranmıştı. Söz vermiştik birbirimize, bu işi götürebildiğimiz yere kadar götüreceğiz, yapmak istediklerimizi gerçekleştireceğiz diye. İlk isteklerimizi yaptık aslında. Çıkarttık ilk sayımızı, sonra 2,3,4… derken, 2 hafta haber alamadım dostumdan. Merak ettim, ailesiyle irtibat kurmaya çalıştım, başaramadım.

Forumlarda dolaşırken, birden Messenger’dan bir ileti geldi. “Dostum nasıl gidiyor?” iletisini okuduğumda, sanki bayramda küçük çocukların şeker aldıklarındaki sevinç hissine boğulmuş gibi hissettim kendimi. Evet, tam 1 aydır haber alamadığım o can dostum, karşımda konuşuyordu. Sormuştum, hasta falan mısın diye. “Yok” dedi, “bir şeyim yok, merak etme. Derslerden giremiyorum internete, dergi nasıl?”. “İyi” dedim, “sensiz eksik bir şeyler ama başarmaya çalışıyorum.”. “Başarırsın” dedi, “hadi çıkmam lazım, görüşürüz inşallah sonra”. “Niye inşallah?” dememe izin vermeden son görüşmemiz de bitmişti.

Sonra, mail geldi, başınız sağolsun mesajlarıyla doldu. Her mailde, hem kızdım dostuma, hem de her sözcükte üzüldüm, kırıldım. Bu böyle olmamalıydı, bunu hak etmemişti. Neden oldu, niye oldu bilmiyordum. Sadece “Başınız sağolsun” mesajlarını okuyordum tek tek. İlk 5 mesajda, sanırım o anki şoktan, kimden bahsettiklerini bile anlamamıştım. Sonra babasıyla görüştüm, bilgisayarın başında, onun yazdığı incelemeleri “lütfen sakla bunları” cümleleriyle beraber aldım, ve hepsini okurken 5 ay önceki durumumuzu düşündüm. MSN’de de olsa beraber gülüp beraber sıkıldığımızı, beraber zorluklara göğüs gerip beraber galibiyetler aldığımızı hatırladım…

“Neden söylemedin?” dedim arkasından, cevap veremedi. “Bunu bilmeye hakkım yok muydu?” dedim, yine yanıtsız kaldı sorum.

Ömer, aramızdan çok erken ayrıldın, hem de çok hazırlıksız yaşattın bunu bize, ailene ve seni sevenlere. Bak, oyunlar bile senin klavyeni özledi, bak en çok istediğin şey gerçek oldu, Türk yapımcılardan Dünya çapında bir oyun çıktı, ama göremedin. Görmen lazımdı, gitmemen, yanımızda kalıp bunu bizle beraber yaşaman lazımdı…

Ama hani beraber aldığımız bir karar, verdiğimiz bir söz vardı ya, “gittiğimiz yere kadar gideceğiz.” diye. Evet Ömer, dostum, o gün aldığımız kararı ve birbirimize verdiğimiz sözü tutacağız ve gidebildiğimiz kadar gideceğiz. Hep senin adını taşıyıp, senin ruhunla oyun oynayarak...

 

Biricik dostum Ömer Abak'a... (Guardian'a)

 
Yorum
Bu yazıya ait bir yorum yok.
 
 
 
 
 
 
Avatar Ziyaretçi
Giriş yap! veya Kayıt ol!
<<
Kullanıcı girişi


<<
Yeni kullanıcı hesabı










 
 
Ara
 
 



© GCC LTD Bütün hakları saklıdır. Kaynak gösterilse dahi yazılı izin
alınmadan kullanılamaz. iletisim(at)gamerbug.net